|
|
|
|
|
"Yaklaşık 14 yıl süren iç savaş sonrası harabeye dönmüş bir ülke ve kafalarında savaşın bütün izlerini taşıyan insanların yaşadığı, gelecekten ümidi çok fazla olmayan ancak “savaş bitti ya”; bundan sonrası kolay diyen insanların yaşadığı Liberya burası. Elektrik ve şebeke suyunun olmadığı Atlas Okyanusuna kıyı Batı Afrika Ülkesi. Ülkede var olan tek barajın savaşta tahrip edilmesiyle, kendileri gibi bahtları da kararmış insanların yaşadığı, elmas ve altının yabancılar tarafından çıkarıldığı, ticaretin yabancılar eliyle yürütüldüğü bir yerdir Liberya. 4 milyon nüfusun % 80’i işsiz, iş sahibi olanların da günlük geliri 1 $’dan az, öğretmenlerin, polislerin maaşı 18 $ (onu da alabilirlerse). Savaşın sebebini sorduğumuz vatandaşlar şu iki kelimeyi söylüyorlar: yolsuzluk ve rüşvet."
Çocuklarımıza akşam ne alıp götürsek mutlu olurlar diye düşünürken pek bir şey bulamadım. Bisiklet, uzaktan kumandalı araba, çikolata, muz, ayakkabı, elbise gibi aklıma ne gelirse gelsin, bunların bir babanın çocuklarına –zaten- alması gereken şeyler olduğunu düşündüm. Çünkü çikolata isteyen çocuğumun “Evde ekmek yok.” der gibi “Baba evde çikolata bitmiş.” demesine karşılık Afrika’da ne verseniz makbule geçecek çocuklar gözünüzün önüne gelince bir kez daha hüzne kapılıyorsunuz.
Bana çocuklarımın hangi saatte yemek yediğini soruyorsun, burası Afrika beyaz adam! Burada yemek saati olmaz, ne zaman bulursan evdekiler ve komşularla paylaşarak yersin yemeğini. Yemek dediğinde öyle bildiğin yemek değil, yağsız tuzsuz lapa pirinç pilavı, kasava dediğimiz, patatese benzeyen bir bitkinin kökleri ya da ıspanağa benzeyen bir bitki. Buralarda yağış var o yüzden biz şanşlıyız beyaz adam, yağış olmayan yerde keven denen dikenli bir bitkinin tohumlarını elde un haline getirip onu ıslatıp yerler. Neden mi yerler beyaz adam, ölmemek için yerler, başka bir şey bulamadıkları için yerler.
Pazarlarda satılan haşlanmış tavuk ayakları, maymun, yılan veya yağda kızartılıp yenen böcekleri açlıktan ölmemek için yediğimizi söylediğimde bizden iğrenme. Genç kızların neden erken evlendirildiğinin en basit cevabı, sofradan bir kişinin eksilmesidir, beyaz adam!
Okyanus kenarında balık tutacak gemilerimiz olmadığı, olsa bile balığı saklayacak depomuz, pazarlayacak şirketimiz olmadığı için kanolarla ancak günlük tüketecek kadar balık tutar, artanını tütsüyle kuruturuz. Elbette ki kano ya da küçük teknelerle okyanusta balık tutmak herkesin yapabileceği bir iş değil, o yüzden çoğu kimse pazardan balık alamadığı için tadını dahi bilemez.
Ben elimde çamaşır yıkarken bana “Çamaşır makinesi olsa ne iyi olurdu değil mi?” diyorsun, çamaşır makinesi bende hiçbir şey çağrıştırmıyor beyaz adam. Ne gördüm, ne duydum, ne işe yarar onu da bilmem, elektrikle çalışıyormuş, zaten nereden bilecektim ki, elektrik olmayan bir kara parçasında yaşıyorum ben beyaz adam, burası Liberya!
Boynundaki urun büyüklüğü kafasını geçen adamın niye tedavi olmadığını da sorarsın sen, sormadan ben söyleyeyim: diğer pek çok Liberyalı gibi o da ömründe hiç doktora gidememiştir. Bırakın doktoru, otlarla tedavi uygulayan aktara dahi gidememiştir parasızlığından. O uru kaderi olarak görür ve onunla ölür. En basit fıtık ameliyatını bile olamadığı için neredeyse yere değen karın fıtığını mezara kadar götürür. Sahi Afrika’da hemen hemen herkesin ömrü boyunca hiç doktora gitmediğini biliyor musun sen beyaz adam? Dişi ağrıyan kendince çözüm bulur ve kerpetenle çektirir dişini, çok ağrır ama bir kere ağrır, hem biz Afrikalılar dayanıklıyızdır beyaz adam.
Çocukların karnı niye şiş diye soruyorsun, bizimkiler yeterli protein ve vitamin alamamaktan, ya siz zengin beyazların karnı neden şiş beyaz adam? Çocukların göbek kordonunun neden düşmediğini, neden bu kadar şekilsiz olduğunu ben söylemeyeyim, sen de sorma.
Bu sıcak memlekette kan ter içinde kalarak çektikleri el arabasında, bidonlar içinde zenginlere para karşılığı su taşıyan insanlar, bedava olan tulumbaların başında saatlerce kuyruk bekleyip doldurdukları suları satarak geçinmeye çalışıyorlar. Zengin dediğime bakmayın, burada az da olsa geliri olan zengin sayılır. Evlerde şebeke suyu bulmak mümkün olmadığı için, bahçesine tulumba açtırabilen insanlara verilen belli miktar para karşılığı su ihtiyacı temin edilir. Paranız yoksa saatlerce, bazen günlerce uluslararası yardım kuruluşlarının açtırdıkları tulumbalarda sıra beklersiniz. Poşetler içinde dondurularak sokakta satılan suyu satın alamayacak durumda olan, ömrü boyunca soğuk su içemeyen bir sürü insan var burada. Bizim ülkemiz yağış alan bir yer, bazı Afrika ülkelerinde 6 saat gidiş 6 saat geliş mesafesinde kafalar üzerinde taşınan sularla hayat devam ettirilmeye çalışılınca kendimizi yine de mutlu sayıyoruz beyaz adam.
Okula giden çocuklardan durumu iyi olanların sandalyelerini de sırtlarında götürdüğünü görünce şaşırma. Bazı okullarda yazı tahtası dışında bir şey olmadığını, yerlerin toprak olduğunu, okulların sadece yağmur ve güneşten korunmak için çatısının bulunduğunu, duvarlarının da sazlardan örüldüğünü, öğrencilerin okul malzemesi olarak sadece bir defterlerinin olduğunu, kalem ve silgilerinin bile bulunmadığını, öğretmen olmadığı için mahalleden okuma yazmayı öğretecek gönüllülerin ders verdiğini bilemezsiniz siz beyaz adam.
Elbiselerimizi satın aldığımız, sizin fotoğraf çekerek halimize acıdığınız çamurlu pazar yerlerinde Avrupa ve Amerika’dan gelen kullanılmış elbiseleri bile alamadığı için çocukların kimi çıplak, kimi kendisinden 10 yaş büyüklerin elbisesini giyiyor. Sen demiyor musun zaten; Liberya’dan ayrılırken kullandığın polis üniformalarını hediye ettiğin polis amirinin teşekkür için sana en az on defa sarıldığını.
Tahtadan yapılmış, gazoz kapağından tekerlekleri olan oyuncak arabası olan çocuklar ne kadar mutlu değil mi? Çünkü tahtadan da olsa arabaları olmayan bir sürü çocuk var beyaz adam!
Minibüslerin/otobüslerin arkasına asılarak veya tepesinde insanların nasıl yolculuk yaptıklarına, niye düşmediklerine şaşırma, düşüp ölenler oluyor ama arkasında ve üstünde gitmek, içinde yolculuk yapmaktan çok daha ucuz beyaz adam!
El pompasıyla çalışan benzin istasyonları veya bidonlara doldurularak satılan akaryakıtları elle çevrilen kasetçalarlar, elektrik olmadığı için cep telefonunu şarj etmek için açılan işyerleri, ancak dere ve kanallarda banyo yapabilen ve çamaşır yıkayabilen insanlar, tüpü hiç görmemiş, yemek pişirmenin sadece mangal kömürü ile olacağını, tek enerji kaynağının ateş olduğunu düşünen insanlara rağmen Afrikalıların yine de neden neşeli olduğunu mu merak ediyorsun? Etrafına baktığında herkesin aynı şartlarda yaşadığını bildiği, savaşların bittiğini gördüğü ve başka şansı olmadığı içindir, beyaz adam!
Polislerin hiç ekip otosuna sahip olmadığı, olsa da zaten benzin bulamayacağı bir ülkedeyiz beyaz adam. Karakollara şikayet ettiğiniz suçluların soruşturma evrakı için gereken kağıdı getiremez, şüphelinin nezarette kaldığı süredeki yemeğini veremez ya da mahkemeye sevk için araç bulamazsanız şüpheliler çoğu zaman serbest bırakılır. Çözümü halk kendisi bulmuştur: “mob justice” (kalabalığın adaleti). Yani suç işleyeni yakaladıkları zaman -ki bu bazen ufak bir hırsızlık olabilir- kalabalık linç ederek cezasını verir. Siz buna kalabalığın vahşeti deseniz de en kolay yol budur, beyaz adam.
Evinizin perdesinin açık kalan küçücük bölümünden, oda kapısının engellemesine rağmen, tek gözle iki oda ötesinden ekranın ancak çeyreğini gördükleri yerde yaşları 5 ile 70 arasında 20 kişinin sırayla vcd’den izlediğiniz filme baktıklarını ve kapıyı açıp onları içeri çağırıp izletmek istediğinizde ise yarısının kızacağınızı zannedip kaçtığını, siz anlayamazsınız ama biz anlarız beyaz adam.
Geniş bir bahçede, bir Birleşmiş Milletler görevlisine verilen veda partisinde, kadın-erkek-yaşlı-çocuk demeden sizleri seyreden, daha doğrusu yediklerinizden belki bir şeyler bize de düşer diye bekleyen, önce uzaktan bakan, sonra iyice yaklaşan o insanları hor görmeyin, hepsine yetmese de verdiğiniz o yiyecekleri ömür boyu unutmayacaklardır beyaz adam.
Sen hiç, açlığını bastırsın diye çamura biraz yağ, biraz da tuz atıp “çamur kurabiyesi yiyen” insanlar gördün mü beyaz adam? Midesinin gurultusunu azalttığı için “Kurabiye yiyorum.” diyen insana rastladın mı hiç? “Baba açım” diyen çocuğunuza verecek bir şey bulmanız lazım beyaz adam, çamur ya da başka bir şey. Sahi sen açlık nedir, biliyor musun beyaz adam? Hayır, oruç tutmak açlık değildir, akşam acısını çıkartırcasına yiyeceğin yemek varken ona açlık denmez. Açlık, yemeğin olmaması, yemek bulabilecek ümidin de olmamasıdır. Burası Liberya, Doğu Timor, Haiti, Sierra Leone, Gine, Mali, Kongo... beyaz adam.
En mutlu olduğumuz günü mü soruyorsun beyaz adam? Ne doğum günümüz, ne evlilik yıldönümümüz, ne de çocuğumuzun doğduğu gün. En mutlu günümüz, çocuklarımızın karnı tok olduğunda gözlerindeki mutluluğu gördüğümüz gündür, beyaz adam!
Mikail TÜRKER
(AGİT Makedonya Görevlisi)
Editör Notu: Bu makale yazarın 2004-2005 yılında Birleşmiş Milletler görevlisi olarak 1 yıl çalıştığı Liberya ile ilgili gözlemlerinden, değerlendirmelerinden oluşmaktadır. Toplumumuz için yeni ve özgün sayılacak bir alanda hazırlanmış, kişisel gözlem ve değerlendirmeleri içeren bir çalışma olarak çok beğeneceğinizi umuyoruz. Sayın yazara bu değerli çalışmasını bizlerle paylaştığı için şükranlarımızı sunuyoruz efendim. |
|