|
|
|
|
Sallanan eldeki parmak sayıları kadar dakika düşünülür mü ki yolculananlar, o el indikten sonra? Kaç defa baktık ardından yolculadığımız insan ufukta tam anlamıyla kaybolana kadar? Yoksa bizi görebildiği yere kadar yalandan eller sallayıp, gözler birbirini göremediği anda mı adımladık terk etmek üzere o tren garını? Kaç kişiyi, daha yolcularken bir sonraki gelişini düşünmeye başladık "BEN ŞİMDİ NE YAPACAĞIM?" düşüncesini defalarca boğarak...
Sonuç olarak gidene olan bağlılıkla doğru orantılıdır o gittikten sonraki garda geçen yalnız süre... O tren uzaklaşırken ufka yaklaşarak,içinden birşeyler kopuyorsa... ve o kopan parçalar eziliyorsa büyük bir acıyla rayların trenle birleşim noktasında tiz bir sesle. TUT O GİDENİ GÖNDERME. HİÇBİRŞEYİ DÜŞÜNMEDEN ONU KENDİNE, KENDİNİDE ONA SAKLA İKİ ALIP BİR VERDİĞİMİZ SOLUK UZUNLUĞUNDAKİ ÖMÜRDE...
Şimdi bunları okuyan kişi...SEN...!!! Bu yazılanlar boş geliyorsa sana şu anda, hiç yorma kafanı bunlarla.Bırak gitsin o.Sen salla elini fütursuzca, sonra dön geriye, sok elini cebine ve yürü.Gideni sıradanlaştırdığın gibi sende sıradan ol ve karış kalabalığa.Sonra o girdiğin kalabalığa haykır gidene olan sıradan aşkını sıradan cümlelerle...Haykır ki millet AŞK görsün... |
|