|
|
|
|
…
Güneþ batýya yaklaþtýkça ateþli, kanlý ve ölümlü bir kýyametin kopmak üzere olduðu bütün ruhlarda duyuluyordu. Bir zaman sonra dünyada büyük bir yýkým olacaktý. Ve beklediðimiz kurtuluþ güneþinin doðabilmesi için bu yýkým gerekliydi. Karanlýklar içinde bu yýkým gerçekleþmeli idi. Gerçekten gökyüzünün karardýðý bir dakikada Türk süngüleri düþman dolu o sýrtlara saldýrdýlar. Artýk karþýmda bir ordu, bir kuvvet kalmamýþtý. Tam olarak yok olmuþ periþan bir arta kalan kitle bulunuyordu. Kendilerinin dediði gibi çok korkan ve titreyen, þekilsiz bir kitle, tuhaf bir karmaþa halinde kaçmak için açýklýk arýyordu. Artýk gecenin koyulaþan aðýrlýðý, sonucu gözle görmek için güneþin tekrar doðudan doðmasýný beklemeyi zorunlu kýlýyordu.
Efendiler, ertesi gün tekrar bu savaþ alanýný dolaþtýðým zaman, ordumuzun kazandýðý zaferin yüceliði ve buna karþýlýk düþman ordusunun düþürüldüðü felâketin büyüklüðü beni çok duygulandýrdý. Karþý sýrtlarýn gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, bütün kapalý kalmýþ yerler býrakýlmýþ toplarla, otomobillerle ve bitmez tükenmez donatým ve malzeme ile ve bütün bu býrakýlan þeylerin aralarýnda yýðýnlar oluþturan ölülerle ve toplanýp merkezlerimize gönderilmekte olan sürü sürü esir gruplarýyla, gerçekten bir kýyamet yerini andýrýyordu. Bu dar ateþ ve saldýrý çemberinden bugün için kurtulabilenler birkaç bin kiþilik arta kalanlardan oluþmaktaydý. Fakat onlarda daha büyük Türk çemberi içinden çýkmaða baþarýlý olamayarak baþlarýnda baþkomutanlarý bulunduðu halde beyaz bayrak çekmeðe zorunlu olmuþlardýr…
Efendiler, savaþ ve özellikle meydan savaþý yalnýz karþý karþýya gelen iki ordunun çarpýþmasý deðildir; Milletlerin çarpýþmasýdýr. Meydan savaþý milletlerin tüm varlýklarýyla, ilim ve fen sahasýndaki dereceleriyle, ahlâklarýyla, kültürleriyle, kýsaca bütün maddî ve manevî güç ve iyi huylarýyla ve her türlü araçlarla çarpýþtýðý bir sýnav sahasýdýr. Bu sahada, çarpýþan milletlerin gerçek kuvvet ve kýymetleri ölçülür. Sonuç yalnýz beden gücünün deðil, bütün kuvvetlerin, özellikle ahlâkî ve kültürel kuvvetin yükselmesini gerçekleþme derecesine vardýrýr. Bu nedenle meydan savaþýnda yenilen taraf milletçe ve memleketçe, bütün maddî ve manevî varlýðý ile yenilmiþ sayýlýr. Böyle bir sonun ne kadar korkunç olabileceðini tahmin edersiniz. Yok olup gitmek, yalnýz savaþ sahasýnda bulunan orduya ait kalmaz. Asýl ordunun ait olduðu millet, korkunç sonlara uðrar. Tarih, baþlarýndaki hükümdarlarýn, hýrslý politikacýlarýn birtakým hayalî isteklerle, aracý yerine düþen iþgalci ordularýn, iþgalci milletlerin uðradýðý bu þekil korkunç sonlarla doludur.
Efendiler, Türk vatanýný almak düþüncesini, Türk’ü esir etmek hayalini genel, ortak bir düþünce haline koymaða çalýþanlarýn da hak ettikleri sondan kurtulamamýþ olduklarýný gözlerimizle gördük. Efendiler, kendilerine bir milletin geleceði emanet edilen adamlar, milletin kuvvet ve gücünü yalnýz ve ancak yine milletin gerçek ve kabul edilir yararlar elde etmesi yolunda kullanmakla sorumlu olduklarýný bir an hatýrlarýndan çýkarmamalýdýrlar. Bu adamlar düþünmelidirler ki, bir memleketi ele geçirip iþgal etmek, o memleketlerin sahiplerine hükmetmek için yeterli deðildir. Bir milletin ruhu baský altýna alýnmadýkça, bir milletin kararlýlýðý ve iradesi kýrýlmadýkça, o millete hükmetmenin imkâný yoktur. Hâlbuki yüzyýllarýn çocuðu olan bu millî ruh, kalýcý ve sürekli bir millî iradeye hiçbir kuvvet karþý koyamaz.
Hükmedilmek istenmeyen bir milleti, esaret altýnda tutmayý baþaracak kadar kuvvetli zorbalar artýk bu dünya yüzünde kalmamýþtýr. Türk milleti son çarpýþmalarýyla, özellikle burada kazandýðý zaferle, kazandýðý kararlýlýk ve irade ile herkesçe bilinen bu gerçekleri bir defa daha tarihin sinesine çelik kalemle kazýmýþ bulunuyor.
Efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupýnar Meydan Savaþý ve onun son safhasý olan bu 30 Aðustos Savaþý, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasýný oluþturur. Millî tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada kazandýðý zafer kadar kesin sonuçlu yalnýz bizim tarihimize deðil, dünya tarihine yeni bir yön vermekte kesin etkili bir meydan savaþý hatýrlamýyorum.
Hiç þüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada saðlamlaþtýrýlmýþ oldu. Sonsuz hayatý burada taçlandýrýldý. Bu sahada akan Türk kanlarý, bu gökyüzünde uçan þehit ruhlarý devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz koruyucularýdýr. Burada gerçeklerini söylediðimiz “Þehit Asker” abidesi iþte o ruhlarý, o ruhlarla beraber gazi arkadaþlarýný, özverili ve kahraman Türk milletini temsil edecektir. Bu abide Türk vatanýna göz dikeceklere Türk’ün 30 Aðustos günündeki ateþini, süngüsünü, saldýrýsýný, gücü ve iradesindeki þiddeti hatýrlatacaktýr.
Efendiler, bu büyük zaferin çeþitli unsurlarý üstünde en önemlisi ve büyüðü, Türk milletinin kayýtsýz þartsýz egemenliðini eline almýþ olmasýdýr. Bu olayýn tarihimizde ve bütün dünyada ne büyük, ne verimli bir inkýlâp olduðunu anlatmaya gerek görmem. Milletimizin uzun yüzyýllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onlarýn yönetim ve baskýsý altýnda ne kadar ezildiðini, onlarýn hýrslarýný saðlama yolunda ne kadar büyük felâketlere ve zararlara uðradýðýný düþünürsek, milletimizin egemenliðini eline almýþ olmasý olayýnýn, bütün büyüklüðü ve önemi gözleriniz önünde canlanýr. Gerçi büyük zaferin ertesi gününe kadar Ýstanbul’da halife ve sultan adý altýnda bir þahýs ve onun iþgal ettiði hilâfet ve saltanat unvaný ile bir makam vardý. Fakat bu zaferden sonra millet o makamlarý ve o makam sahiplerini hak ettikleri sona ulaþtýrdý.
Efendiler, millî egemenlik öyle bir ýþýktýr ki, onun karþýsýnda zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuþ olan kurumlar, her tarafta yýkýlmaya mahkûmdurlar. Avrupa’nýn ortasýndan, ta doðunun diðer ucundaki binlerce senelik memleketlere bakacak olursak, Osmanlý Ýmparatorluðu’nun kaderini daha anlarýz.
Arkadaþlar, saraylarýnýn içinde Türk’ten baþka unsurlara dayanarak, düþmanlarla birleþerek Anadolu’nun, Türklüðün karþýsýnda yürüyen çürümüþ gölge adamlarýnýn Türk vatanýndan sürülmeleri, düþmanlarýn denize dökülmesinden daha kurtarýcý bir harekettir. Türk milletinin atalarýnýn kutlu emâneti olan bu topraklarda tam anlamýyla efendi olarak yaþamasý; ancak o lüzumsuz ve manasýz olmaktan baþka, varlýklarý tam zarar ve felâket olan makamlarýn yok edilmesiyle mümkün olabilirdi.
Efendiler, onlar yüzünden Türk vatanýnýn ve Türk milletinin geçirdiði acýlarý, üzüntüleri hissetmemiþ bir ferdimiz yoktur. Bu kadar üzüntüler ve kötülükler geçirdikten sonra elbette Türk öðrenmiþtir ki, vataný yeniden yapmak ve orada mutlu ve hür yaþayabilmek için mutlaka egemenliðine sahip kalmak ve Cumhuriyet bayraðý altýnda bütün çocuklarýný toplu ve dikkatli bulundurmak gereklidir.
Efendiler, yüzyýllardan beri inleyen, fakat baskýcýlarýn, aldatanlarýn, bilgisizlerin oluþturduklarý engellerle yürek parçalayan sesini milletin kulaðýna duyuramayan zavallý vatan bugün diyor ki; can kulaðýnýzý, baðrýnda en derin üzüntüler duymuþ annenizin samimî sözlerine sürekli açýk bulundurunuz. Efendiler, Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da hükmedici olma güç ve kabiliyetini göstermiþ olan atalarýmýz, zamanýnda bu sesi duymaktan geri çevrilmemiþ olsalardý; Türk topluluðunun, Türk idealinin, Türk çýkarlarýnýn korunmuþ ve çoðaltýlmýþ olacaðý anavataný bugünkü parçalanmýþ þeklinde mi miras alýrdýk.
Efendiler! Yüzyýllardan beri Türkiye’yi yönetenler çok þeyler düþünmüþlerdir; fakat yalnýz bir þeyi düþünmemiþlerdir: Türkiye’yi. Bu düþüncesizlik yüzünden Türk vatanýnýn, Türk milletinin uðradýðý zararlarý ancak bir þekilde giderebiliriz: O da artýk Türkiye’de Türk’ten baþka bir þey düþünmemek.
Ancak bu düþünceyle hareket ederek her türlü kurtuluþ ve mutluluk hedeflerine ulaþabiliriz.
Efendiler! Bizim milletimiz vatan için, özgürlüðü ve egemenliði için özverili bir halktýr; bunu ispat etti. Milletimiz yaptýðý inkýlâplarýn kararlý savunucusudur da. Benliðinde bu iyi huylar yerleþmiþ bir milleti yürümekte olduðu doðru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alýkoyamaz.
…
Milletimizin özünde bulunan kuvvetli karakter, sarsýlmaz irade, ateþli milliyetçilik, iktisadî baþarýdan kaynaklanacak verimlerle de hak ettiði derecede desteklenmek zorundadýr. Yüzyýlýn içindeki mücadelede milletimizi baþarýlý kýlacak bir ekonomik hayat saðlanmasýný amaç edinen genel öðretim ve eðitim sistemlerimiz, her gün daha çok geliþecek ve elbette baþarýlý olacaktýr.
Efendiler! Artýk bugün hayat ve insanlýk gerekleri bütün gerçekliðiyle ortaya çýkmýþtýr. Bunlara karþý olan söylentiler ahlâk ve inanca uymaz. Gerçek ortaya çýkýnca yalan ortadan kalkar. Boþ sözler, uydurmalar kafalardan çýkmalýdýr. Her türlü yükselme ve olgunlaþma yeteneði olan milletimizin, sosyal ve fikrî inkýlâp adýmlarýný kýsaltmak isteyen engeller derhal yok edilmelidir.
Efendiler! Son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliðine yöneltmek istiyorum:
Gençler! Cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduðunuz eðitim ve anlayýþ ile insanlýk yüksek karakterinin, vatan sevgisinin, düþünce hürriyetinin en kýymetli örneði olacaksýnýz.
Ey yükselen nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz. Mustafa kemal ATATÜRK (30 Aðustos 1924 Þehit Asker Anýtý’nýn temel atma törenindeki konuþmasý)
|
|